Yeni Atlantis

0

Francis Bacon bir bilim felsefecisidir. İlk bilimkurgu romanlarından biri olan ünlü yapıtı Yeni Atlantis, ölümünden sonra 1627 yılında basılmıştır. Kitabında şimdiye kadar gerçekleşmiş bir çok buluş, icat ve teorilere o zamanlarda yer vererek geleceği, çağının belki de herhangi bir çağın bütün insanlarından daha derinlemesine görmüştü. Aynı zamanda gelecek görüşü olağanüstü olan bir bilim adamıdır.

“Bilgi güç demektir”
“Her bilgiyi kendi uzmanlık alanım içine soktum”
“Yüzyıllarca süren çağlar, dünyanın gençlik dönemidir.”
“İnsanlığa yapılabilecek hizmetler arasında, insanın yaşamını iyileştiren yeni yeni sanatlar, yeni yeni yetenekler, yeni yeni ürünler keşfetmekten daha büyüğünü bulamadım.”………

Francis Bacon ‘un ünlü özdeyişlerinden bir kaçıdır.

Yeni Atlantis kitabı bir yüzyıldan fazla bir süre en çok satan kitap oldu. Kitabı günümüz bilim ve teknolojideki gelişmelerin temellerini o dönemlerde atmış olduğundan okunması faydalı kitaplardan biri olarak anılmaktadır. Burada da kitaptan bir bölüm verilmektedir.

Yeni Atlantis kitabının kahramanları Pasifik’in ırak bölgesinde kazaya uğrarlar ve orada ünlü Bensalem Cumhuriyeti’ni bulurlar. Benselam Cumhuriyeti ‘nin yurttaşları son derece ilerlemiş insanlardır. Hava araçları, denizaltıları, buzdolapları, işitme cihazları vardır. Akıllarında fikirlerinde sürekli “yararlı buluşlar” vardır, kendi bulamadıklarını da başkalarından çalarlar.

Kitabından bir alıntı olan aşağıdaki seçme parçada liderleri ziyaretçilerine, bilimin kalbi olan Süleyman Evinde neler olduğunu şöyle anlatır.

Sana Süleyman Evinin gerçek konumunu şu sırayla anlatacağım. İlkin kurulumuzun asıl amacını açıklayacağım. İkinci olarak çalışmalarımız için yaptığımız hazırlıkları ve aletleri. Üçüncü olarak arkadaşlarımıza verdiğimiz işlerle görevleri. Dördüncü olarak da gözettiğimiz kurallarla usulleri.

Kurulumuzun amacı şeylerin nedenlerinin ve gizli işleyişlerinin bilgisine ulaşmak, olabilecek her şeyi yapabilmek için insan imparatorluğunun sınırlarını genişletmek.

Yaptığımız hazırlıklar ile aletler şunlar:Türlü derinliklerde geniş ve derin mağaralarımız var. Bunların en derini 1000 metreyi geçiyor. Kimileri büyük tepelerin ve dağların altına kazılıp yapıldı. Dolayısı ile tepenin yüksekliğini de mağaranın derinliğine katarsanız bazılarının derinliği beş kilometreyi bulur. Bu mağaraları her türlü katılaştırma, soğutma ve doğal kaynaklara ulaşmak amacıyla, bir de metaller elde etmek için kullanırız. Onları ayrıca hastalıkları tedavi etmek, orada yaşamayı seçmiş olanların ömürlerini uzatmak için de kullanırız. Bu insanların gerekli bütün ihtiyaçları karşılanır ve gerçekten çok uzun yaşarlar; biz de onlardan çok şey öğreniriz.

Çeşitli çamurları, Çinlilerin porselenlerini yaparken yaptıkları gibi değişik topraklara gömeriz. Ayrıca toprağı verimli kılmak için çok çeşitli gübrelerimiz de var.

Yüksek kulelerimiz var. En yükseği neredeyse 800 metreyi buluyor. Kimileri yüksek dağların üzerinde yapılmıştır. Dolayısı ile dağı da eklerseniz en yükseği neredeyse 5 kilometredir. Bu kuleleri yüksekliklerine ve bulundukları yere göre güneşlendirme, soğutma ve saklama, bir de rüzgarları , yağmuru, karı ve doluyu, bazılarını da kızgın göktaşlarını izlemek amacı ile kullanırız. Bazı yerlerde bunların üzerlerinde neleri gözlemlemeleri gerektiğini öğrettiğimiz keşişler oturur.

Balıklar ve kuşlar için kullandığımız, ayrıca kimi doğal nesneleri gömdüğümüz tuzlu,tatlı büyük göllerimiz var. Çünkü toprağın altında ya da toprağın altındaki havada sakladığımız şeylerle suyun altında sakladığımız şeyler arasında büyük fark görüyoruz. Bazı havuzlarda tatlı suyu tuzlu suya çeviririz. Deniz havası ve buharı gerektiren kimi işler için deniz ortasında kayalarımız kıyıda koylarımız var. Aynı şekilde bir çok devinim için yararlandığımız hızlı ırmaklarımız,şelalelerimiz; ayrıca rüzgarları çoğaltıp güçlendiren makinelerimiz var.

Sonra doğadaki kaynaklarla kaplıcaları taklit ederek yaptığımız çok sayıda yapay kuyumuz, su kaynağımız var. Bunları göztaşı, kükürt, çelik, pirinç, kurşun, güherçile ve başka minerallerle güçlendirdik. Bir çok şeyin hazırladığımız eriyiklerin için de kuyularımız var; buralarda sular özelliklerini kaplarda ya da leğenlerde olduğundan daha çabuk ve daha iyi kazanırlar. Bunlar arasında Cennet Suyu dediğimiz, sağlık ve uzun ömür için birebir olan ve bunu için hazırladığımız bir su da var.



Hatalıkları tedavi etmeküzümün yanı sıra çeşitli içeç , insan bedenindeki bozulmaları önlemek, sinirlerin, yaşamsal organalrın, vücudun suyunu ve özünü güçlendirmek gibi başak amaçlarla da yararlandığımız, karışımlarında farklı suların kullanıldığı büyük ve geniş hamamlarımız var.

Ayrıca çeşitli geniş bağ ve bahçelerimiz var. Buralarda güzelliğe, çeşitli ağaçlarla bitkilerin yetişmesine elverişli toprak çeşitleri kadar önem vermiyoruz. Bazıları çok büyük. Buralarda üzümün yanı sıra çeşitli içkiler elde ettiğimiz sonuçlar üzerinde çalışırız. Sanatımızı kullanarak ağaçları ve çiçekleri mevsiminden önce ya da sonra çiçeklendirir, doğada olduğundan daha hızlı meyve verdiririz. Yine yapay olarak ağaçların olduklarından daha büyük, meyvelerin her zamankinden daha büyük, daha tatlı,tat, koku ve renk bakımından daha farklı olmalarını sağlarız.

Tohumsuz olarak bitki yetiştirmenin, yaygın türlerden yeni bitki türleri elde etmenin, bir bitkiyi başka bir bitkiye dönüştürmenin yollarını biliyoruz.

Her tür hayvan ve kuş için de parklarımız var. Onları yalnız nadir görünüşleri için değil, incelemek ve deneyler yapmak, böylece insan bedeni üzerinde neler yapılabileceği konusunda aydınlanabilmek amacıyla da b u parklarda tutuyoruz. Buralarda bir çok ilginç sonucuna vardık. Örneğin görünümü bakımından ölü olanları canlandırmak ve benzeri gibi. Sonra bütün zehirleri ve ilaçları onlar üzerinde deniyoruz. Aynı şekilde onları da kendi türlerine göre daha büyük ya da daha uzun yapabiliyor, kısırlaştırıp doğuramaz hale getirebiliyoruz. Renklerinde, biçimlerinde ve davranışlarında da değişiklikler yaratabiliyoruz. Farklı türleri karıştırıp çiftleştirerek yeni türler elde etmenin yollarını biliyoruz. Leşlerden türlü yılanlar,solucanlar çıkarabiliyoruz. Bunların kimileri gelişerek hayvanlar kuşlar gibi kusursuz yaratıklara dönüşebiliyor, çiftleşip çoğalabiliyorlar. Bunları şansa da bırakmıyoruz; bu yaratıkların hangi maddeden, hangi karışımdan çıkacaklarını önceden biliyoruz.

Sizde olmayan çeşitli makinelerimiz ve onlarla yaptığımız kağıtlarımız, keten ve ipek dokumalarımız, ince kumaşlarımız, olağanüstü parlak tüylerden nefis işlemelerimiz, mükemmel boyalarımız, bunların satıldığı dükkanlar ve başka birçok şeyimiz daha var.

Çok çeşitli sıcaklıklarda fırınlarımız var: Kızgın ve hızlı, güçlü ve sabit sıcaklıkta, tatlı ve ılık, körüklü, yavaş, kuru, nemli ve daha birçoğu. Bunların ötesinde güneş ısısını taklit ederek elde ettiğimiz ve insanı hayrete düşüren sıcaklıklar var. Bunların dışında hayvan gübresinin, canlı yaratıkların karın ve boğaz sıcaklıklarını, kan ve vücut sıcaklıklarını, kuru ot sıcaklığı ile yaş depolanmış ot sıcaklığını, sönmemiş kireç sıcaklığını ve daha birçoğunu elde edebiliyoruz. Elimizde ayrıca yalnızca devinim yoluyla ısı üreten makineler var. Güçlü güneşlendirme yerlerimiz, toprağın altında doğal ya da yapay yolla ısı veren yerlerimiz var.
Bütün ışıkları ve ışınımları, her rengi gösterebiliriz. Renksiz ve şeffaf şeylerlerden ışık geçirerek bütün renkleri, gökkuşağında, mücevherlerde ya da prizmalarda olduğu gibi tek tek gösterebiliriz.

Göklerdeki ve uzaktaki ırak nesneleri gösteren, yakındaki nesneleri uzaktaymış, uzaktaki nesneleri yakındaymış gibi gösteren araçlar yaptık. Kullanılan gözlüklerden ve aletlerden çok üstün görme aletlerimiz var. Küçük ve minik canlıları mükemmel bir biçimde bütün ayrıntıları ile gösteren camlarımız ve araçlarımız var. Bunlarla küçük solucanların renklerini ve şekillerini görebilir, mücevherlerde görülmeyen başka türlü görülmeyen çatlakları saptayabilir, kanda ve idrarda başka türlü yapılamayan incelemeleri yapabiliriz. Yapay olarak gökkuşakları, haleler ve ışık etrafında daireler elde edebiliyoruz. Her tür yansıma ve kırılmayı oluşuturabiliyor, nesnelerden yayılan ışımaları çoğaltabiliyoruz.

Ayrıca pek çoğu büyük güzellikte sizin bilmediğiniz her çeşit kıymetli taşlarımız da var. Aynı şekilde kristallerimiz, çeşit çeşit camlarımız var. Bunların arasında sizin cam yaptığınız maddelerden olanalrı dışında camlaşmış madenler de var. Sonra sizin bilmediğiniz çok sayıda fosilimiz, bozuk minerallerimiz var. Bunlar gibi, şaşılacak özellikleri olan yapay ve doğal mıkantıs taşları ile başka taşlara da sahibiz.

Her türlü sesi ve bu seslerin çıkışını inceleyip, gösterdiğimiz ses evlerimiz var. Sizin tanımadığınız ses uyumlarımız, bazıları sizinkilerden daha tatlı sesler çıkaran yine sizin bilmediğimiz müzik aletlerimiz, çok hoş ve tatlı tınıları olan çanlarımız var. Zayıf sesleri büyütüp peleştirdiğimiz gibi, güçlü sesleri de zayıflatıp tizleştirebiliyoruz. Bütün insan ,hayvan ve kuş seslerini taklit edebiliyoruz. Kulağa takıldığında duyma gücünü arttıran bazı aletlerimiz de var. Sesleri defalarca yansıtan ve onu adeta ileri doğru yollayan çeşitli ilginç yapay yankılar oluşturabiliyoruz. Bunların kimileri sesi geldiğinden daha güçlü,, kimi daha tiz, kimi daha pes olarak yansıtır, kimi de aldığı eklemli sesi ya da sözü değiştirerek geri gönderir. Ayrıca elimizde sesleri hortum ve borular içinde yabancı ve uzak yerlere taşımak için araçlar da var.

Her çeşit devinim için hazırladığımız makinelerle aletleri yaptığımız makine evlerimiz var. Bu makinelerle elinizdeki alaybozanlardan (eski bir tüfek çeşidi) çıkan mermilerden ya da elinizdeki makinelerden elde ettiklerinizden daha hızlı devinimler elde ediyoruz. Bu devinimleri küçük bir güş harcayarak tekerlekler ve başka araçlar yardımıyla daha kolay elde edip arttırmak, sizin büyük ses toplarınızı ve şahmaranlarınızı ( Tudor dönemine özgü pirinçten büyük bir top) aşacak güce ve şiddete ulaştırmak için makine evinde yaptığımız makine ve aletleri kullanıyoruz. Ayrıca ağır toplar, savaş araçları ve her tür makine yapıyor, yeni barut karışımları ve bileşimleri hazırlıyoruz. Sonra hem şenliklerde hem de başka işlerde kullanmak üzere her çeşit havai fişekte de yapıyoruz. Kuşların uçuşunu da taklit ediyoruz. Bir dereceye kadar havada uçabiliyoruz. Suyun altında giden denize dayanıklı gemilerimiz var, ayrıca yüzme kuşaklarımız ve desteklerimiz var. Türlü türlü olağan dışı saatlerimiz var. Bundan başka yinelen devinimlerle çalışan aletlerimiz , ebedi devinimli makinelerimiz var. Ayrıca insanların, hayvanların kuşların balıkların, yılanların benzerlerini yaparak yaşayan canlıların devinimlerini taklit ediyoruz. Sonar, düzenlilik, güzellik ve incelik bakımından alışılmamış daha bir çok devinim yaratabiliyoruz.

Ayrıca bir matematik evimiz var. Orada içlerinde geometri ve gökbilim aletleri de olmak üzere her türlü aleti kusursuz biçimde yapıyoruz.



Hokkabazlığın, gözboyacılığın ve madrabazlığın bütün ustalıklarını ve hilelerini gösterdiğimiz duyuları yanıltma evlerimiz var. Elbette, hemen kabul edeceğiniz gibi hayranlık uyandıran bu kadar çok doğal yeteneği olan bizler, özel bir dünyada yeteneklerimiz gizleyip bütün bu şeyleri daha gizemli göstermeye çalışsaydık izleyenleri aldatabilirdik.

Süleyman evinin hazineleri işte bunlar.

Üyelerimizin ayrı ayrı işleri ve görevleri var. On iki üyemiz başka uluslardan insanların adıyla (çünkü biz kendimizinkileri gizleriz), bize kitaplar, dünyanın bütün geri kalanında yapılan deneylerin özetlerini ve örneklerini getirmek için yabancı ülkelere giderler. Bunlara Işık Tacirleri deriz.

Üç üyemiz bütün kitaplarda buldukları deneyleri toplarlar. Bunlara Yağmacılar deriz.

Üç üyemiz bütün mekanik sanatlarda, özgür bilimlerde ve sanat kapsamına girmeyen uygulama alanlarında yapılan deneyleri toplarlar. Bunlara Sır Adamları deriz.

Üç üyemiz kendilerince iyi olduğun düşündükleri yeni deneyler yaparlar. Bunlara Öncü Madenciler deriz.

Üç üyemiz önceki dört takımın topladığı ya da gerçekleştirdiği deneyleri, onlardan bir takım gözlemlere ve ilk savlara varmayı kolaylaştırmak için belli başlıklar altında toplarlar ve bir takım tablolar çıkarırlar. Bunlara Derleyiciler deriz.

Oturup arkadaşlarının deneylerini inceleyen ve bu deneylerden insan yaşamı için faydalı ve uygulanabilir şeyler çıkarmaya, hem bir takım işler yapmaya hem de nedenleri açık seçik göstermeye yarayacak bilgilere ulaşmaya, doğada olup bitenleri önceden kestirmenin, bir bütünün parçalarını ve özelliklerini ortaya çıkarmanın yollarını bulmaya çalışan üç üyemiz daha var. Bunlara da Drahomacılar ya da Hayır Sahipleri deriz.

Daha önce harcanan emekler ve toplanan veriler üzerinde düşünüp tartışmak için bütün üyelerin katıldığı çeşitli toplantılar ve görüşmeler yapıldıktan sonra, üç üyemiz doğayı öncekilerden daha çok aydınlatan daha yüksek bir ışığı yakalayacak yeni deneyleri yönetme işini üstlenir. Bu üyelere Lamba adını veririz.

Başka üç üyemiz böyle yönetilen deneyleri gerçekleştirir ve bunlarla ilgili raporlarını verir. Bunlara Aşıcı deriz.

Üç üyemiz daha var ki, bunlarda deneyler yoluyla yapılan önceki buluşları daha büyük gözlemler,ilk savlar ve ilkeler haline getirirler. Bunlara da Doğa Yorumcuları deriz.

Ayrıca ileride yukarıda görevlilerimizin yerini alacak adaylarımızın ve çıraklarımızın ve bunlardan başka kadın ve erkek çok sayıda hizmetçi ve uşağımızın da olduğunu da bilmelisin.

Şunları da yaparız: Yaptığımız buluş ve denemelerin yayınlanıp yayınlanmayacağı ile ilgili danışmalarda bulunuruz; gizli tutulmasını uygun gördüklerimizi gizlemek içi hep birlikte yemin ederiz. Buna rağmen bazılarını yönetime açıklar bazılarını da açıklamayız.

Ayin ve törenlerimiz için iki tane çok uzun ve geniş salonumuz var. Bunlardan birine çok değerli ve mükemmel buluşlarımızın her çeşidini, ötekine de bütün büyük mucitlerimizin heykelini koyarız. Orada sizin Batı Hint adalarını keşfeden Colomb’un, ,icat eden kişinin, top ve barutu bulan kişinin, müziği edebiyatı, resmi bulan kişinin, gök bilimsel gözlem aletlerini , madenden aletleri, camı, ipek böceğini, şarabı, buğdayı ve ekmeği,şekeri bulan kişilerin heykelleri bulunmaktadır. Değerli her buluş mucidi onurlandırmak adına bir heykel dikiyoruz. Bu heykellerin kimi pirinç, kimi mermer, kimi kara mihenktaşı, kime sedir, kime yaldızlı ve süslü başka bir ağaç, kimi demir, kime gümüş kimi de altın.

Sonra krallığımızın çeşitli büyük kentlerini dolaşır ya da ziyaret ederiz. Geçip giderken iyi olduğunu düşündüğümüz yararlı yeni buluşlarımızı yayarız. Ayrıca hastalıklarla vebayla zararlı hayvanların istilasıyla, kıtlıkla, fırtınalarla, zelzelelerle,büyük sellerle, kuyruklu yıldızlarla yıllık sıcaklıkla ve başka bir çok şeyle ilgili tahminlerimiz ilan ederiz.

En sonunda insanların bunları önlemek ve bunlardan kurtulmak için neler yapmaları gerektiği konusunda önerilerde bulunuruz

Kaynak: Berry, Adrian. Scientific Anectodes: Bilimin Arka Yüzü Çev. R.Levent Aysever.Ankara: TÜBİTAK Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu, 1986






Aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan bizi beğenebilir & takip edebilir ya da makaleleri paylaşabilirsiniz
error

About Author

Leave A Reply

Translate »
error

Destek için reklamlarımızı tıklayın!